Anasayfa Başkent Kurumsal Nakliye Referanslar Taşımacılık Belgelerimiz Taşıma Araçlarımız Nakliyat hakkında iş başvurusu Taşımacılık Talep Formu Başkent nakliyat iletişim
Evden eve taşımacılıkOfis Büro Banka TaşımacılığıEv parça eşya depolamaPaketleme Ambalajlama

nakliyat yazıları
Küresel anlamda lojistiğin ekonomik alandaki gelişim ve değişimlerden etkilenmesi hususunu ele alabilmek için, ekonomik ilişkilerin uluslararası boyutuna kısaca değinmek gerektiği değerlendirilmektedir. Uluslararası ekonomik olayların başında gelen ülkeler arası mal alım ve satımları uluslararası ekonomik işlem türleri içerisinde en eskisi olarak kabul edilir. Bilgi sayesinde yaşanan gelişmelerin etkisi ile uluslararası alanda ticaret engelleri azalmış ve bunun doğal sonucu olarak uluslararası mal akımlarının boyutu da hızla artmıştır.

Ticaret hacminde yaşanan bu artış İkinci Dünya Savaşı sonrası daha da ivmelenmiştir. 16. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Dünyada egemen olan ekonomik yapı, "Merkantalist Yapı" olarak kabul edilir. Avrupa'da feodalizm çöküp yerine mutiakıyetçi devletlerin kurulduğu ve ticaret kapitalizminin gelişmeye başladığı dönemde ortaya çıkan merkantalist sistemin temelinde içe karşı müdahalecilik ve sanayileşme, dışa karşı ise korumacılık vardır.

Bu dönemde bir ülkenin zenginliği ve refahı sahip olduğu altın ve gümüş miktarına bağlı olduğundan dış ticaret fazlası oluşturulması ile devlet zenginleştirilmeye çalışılmaktadır.2 Devletin ekonomiye müdahalesi maksimum seviyededir. İçerde mamul maddelere düşük taşıma maliyetleri ve yüksek fiyatlar önerilir, dışarıda ise sömürgeler ucuz hammaddelerin kaynağı ve pahalı ürünlerin pazarı olarak kullanılır.

Koruma altında geliştirilen ulusal sanayi, ulusal gücün simgesi haline gelen ve ülke içinde üretilen malların pazarlanacağı koloniler elde etmek için gerekli olan, büyük orduları finanse edecek vergileri sağlar. Merkantilizm, 19. yüzyılın başlarında kapitalist yapılanmaya kadar etkinliğini korumuştur. İki savaş arası dönemde Avrupa'da baskıcı tekrar gündeme gelen ve Neo-Merkantilizm olarak adlandırılan bu politikalar kapsamında, yeniden yüksek koruma duvarları yaratılmış, karşılıklı bağımlılık ve serbest ticaret yerine ulusal yeterliliğe önem verilmiştir.

Bu nedenle, milliyetçi duyguları kamçılayan neo-merkantilist politikalar İkinci Dünya Savaşını körükleyen etkenler arasında sayılır. Merkantalist ekonomik yaklaşım, lojistik yapılanmayı fazla etkilememiştir. Bu dönemde dışa karşı korumacılık olması uluslararası ticaretin artmasına engel olmuş, dolayısı ile feodal yapıdan miras alınan lojistik yapı çok az bir değişimle varlığını sürdürmüştür. 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar geçerli olan merkatilizmin geçerliliğini yavaş yavaş yitirmiş, yeni ekonomik yapılanma süreci başlamıştır.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde en gelişmiş ülke olan İngiltere, serbest ticaretin şiddetli savunucusuydu. Birinci Dünya Depresyonu yıllarında, ülkelerin tarifelerini yükseltmeleri üzerine rekabetçi devalüasyonlar sürecine girilince, serbest ticaretin şiddetli savunucusu olan İngiltere bile 1932 yılında "Commonwealth Tercihli Tarife Sistemi"ni kurarak tarifelerini önemli ölçüde yükseltti.

İkinci Dünya Savaşından sonra bu sistemin korunmasına imkân kalmamış ekonomik alanda küreselleşme sürecine girilmiştir. Milliyetçiliğin görece olarak geride kaldığı, daha ziyade savaşın galibi ülkelerin etkin olduğu, birçok ulusun katılımı ile oluşturulan ekonomik ve siyasi oluşumlar" dönemi başlamış oldu. Uluslararası Ticaret Örgütü (International Trade Organization, ITO)'nün kurulmasına dair sözleşmenin onaylanmaması üzerine, geçici bir anlaşma olarak 1948 yılında GATT (General Agremeent of Trade and Tariffs) kuruldu.

3 Görünmez engeller tam olarak kaldırılamamış olsa bile, GATT kapsamında yapılan görüşmeler neticesinde, gümrük tarifeleri önemli ölçüde azaldı. Böylece ekonomik küreselleşme için altyapı büyük ölçüde hazırlanmış oldu. Kuruldukları ülkelerden farklı yerlerde üretim ve satış yapan çok uluslu işletmeler görülmeye başlandı. Ulusal seviyede katılınacak bir rekabet yarışında geride kalınacağı görüldüğünden AT (Avrupa Topluluğu), EFTA (European Free Trade Area; Avrupa Serbest Ticaret Alanı), NAFTA (North America Free Trade Area, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Alanı)*" gibi çok uluslu entegrasyonlar oluşturuldu.

Bu gelişmeler üzerine yeni ekonomik düzen "küresel ekonomik düzen" olarak şekillenirken, bu yapılanmada başrolü oynayan çok uluslu işletmeler ve entegrasyonlar da oluşumunu tamamlayınca, lojistik sektörde Rönesans denilebilecek kadar önemli kırılmalar yaşandı. "Lojistik Rönesans" kavramı, lojistik sektöründe yaşanan değişimin en üst noktalara taşındığı dönemi vurgulamak üzere birçok kaynakta kullanılmaktadır, Özellikle, 1980-1995 yılları arasındaki 15 yıllık süre genelde Lojistik Rönesans'ın yaşandığı dönem olarak kabul edilir.

4 Lojistik Rönesans'ın daha ziyade lojistik sektörünü etkileyen, değişim sürecinin üretim sektörünün gerektirdiği lojistik yapıda meydana gelen değişikliğe yoğunlaştığı tespiti yapılabilir. 1950'lerden önce fonksiyon sahalarına bölünen lojistiği, bir başka deyişle o dönemin parçalı yapıdaki lojistiği bugün ile mukayese edildiğinde amatör bir yapıda belli sektörlerle sınırlandırılmıştı.

Lojistik bu yapısını 60'lı yıllara kadar devam ettirmiştir. Bu dönem için entegre edilmiş lojistik bir teori veya konseptten bahsetmek mümkün değildi. Ekonomik iklimde yaşanan değişim 1950'lerin başında sürekli kar geliştirme ve artırma baskısı yarattı. 1990'lara gelindiğinde istikrarsız bir pazarlama süreci söz konusu olmuştu. Günümüzde bu baskı, maliyetleri kontrol altına almak, azaltmak ve tamamen kurtulmak şeklinde biçimlendi.

Diğer bir ifade ile lojistiğin daha etkin kullanılması yolu ile işletmelerin üretkenliğinin artırılmasına çalışılmıştır. Bu sayede, teknolojik, ekonomik kriterler gibi yukarıda detayları verilen unsurların etkisiyle 1950'lerde başlayıp günümüzde devam eden bir değişim süreci başlamış olduğundan bahsetmiştik. Endüstriyel devrimin devam ettiği 1980'ler boyunca ve 1990'ların başlangıcı olan 10 yıl süresince, öncesine göre daha fazla lojistik değişim gözlemlenmiştir.

Lojistiğin önemli ölçüde profesyonelleştiği ve bugünün post-modern lojistik uygulamalarının gerekliliğinin ortaya çıktığı bu dönem, 1980 sonrasındaki 15 yıllık süreyi içeren Lojistik Rönesans olarak kabul edilir. Ekonomik sistemde yaşanan değişim, diğer sektörlerle yaşanan değişimlerin yarattığı etkilerle mukayese edildiğinde belki de lojistik sektörünü en çok etkileyen ve en çok değişimine neden olan sektör olmuştur.

  • Ekonomik Alanda Yaşanan Değişimin Lojistiğe Etkisi
  • Bilginin Neden Olduğu Değişimler
  • LOJİSTİĞİN DEĞİŞİM SÜRECİ
  • Bakım Prensipleri
  • Bakım Yönetim

  • Ankara ilimizde kusursuz evden eve nakliyat -ankara nakliyat - ankara evden eve nakliyat hizmetleri sorunsuz ve ekonomik vermekteyiz