![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() |
| Çalışmanın kapsamının darlığı açısından, siyasi yapılanmada yaşanan değişimin incelenmesine zamanca ortaçağdan, mekânca Avrupa'dan başlamanın daha doğru olacağı değerlendirilmektedir. miştir. Şimdi her siyasi aşamada değişen lojistik yapının gelişim sürecine değinilecektir. Ortaçağ boyunca egemen olan feodal siyasi yapılanmada çok kapsamlı ve karmaşık bir lojistik anlayışından bahsetmek doğru olmaz. Ortaçağ boyunca aynı çatı altında iki üç neslin ortaklaşa yaşadığı bu dönemde, evin bahçesinde yetiştirilen ürünlerden, kümes veya ağılında beslenen hayvanlardan, elde edilen besin ve diğer yaşam ihtiyaçlarının miktarı, aile bireylerine göre belirleniyordu. Bu yapı bir başka deyişle ekonomik olarak otarşik (Ekonomik olarak kendi kendine yeten) bir yapıdır. Aile içinde yapılan bu üretim şekli, ticari maksatlar taşımıyordu. Bu siyasi yapılanmada, değil uluslar arası, bölgeler arası bir lojistik yapıdan bahsetmek bile doğru olmaz. Kazancın fazlasının toprak sahibi yerine tanrı adına toprağın sahibi sayılan kilise veya onun kutsa-dığı kralda olması, bu siyasi yapılanmanın uzun süre lojistik yapıda yeni bir oluşum gerektirmemesinde de önemli rol oynamıştır. Belli bir süre sonra ortaçağda; küçük ölçekli üretimle sınırlı pazar oluşumları görüldüğünü de belirtmek gerekir. Bu dönemde, haçlı seferleri gibi askeri maksatlı uzun yolculukların ve deniz aşırı yapılan keşiflerin lojistik destek planları, önemli lojistik uygulamalar olarak ifade edilebilir. Siyasi literatürde ortaçağ karanlık bir dönemi ifade etse de bu dönemde topraklarının büyük çoğunluğu Avrupa'nın doğusunda ve güneyinde bulunan Osmanlı İmparatorluğu gibi bir devin altın çağını yaşadığını da ifade etmek gerekir. Yavuz Selim'in Iran ve Mısır seferleri ile Osmanlı posta servisi olan ulak sisteminin lojistik desteğinin mükemmelliği gibi önemli lojistik uygulamalar bu döneme rastlar. Feodal sistemden sonra, 18. yüzyıldan itibaren ulus devlet yapılanma sürecine geçildiğinden bahsetmiştik. Ulusal devletler kendi ulusal sermayelerini güçlendirmek için inanılmaz bir yarış içine girdiler. Sermaye ile emek arasında yaşanan çatışma ilk kez bu dönemde gündeme geldi. İngiltere'den başlayarak emeğin örgütlenmesi ve sermaye sahibi ile hak çatışmasına girebilecek seviyede örgütlenmesi bu dönemde diğer ülkelere de sıçramıştır. Ulus devletler, uluslararası arenada var olmaya çalışırken lojistik yapı bu dönemde ulus devletin gerektirdiği ihtiyaçlara göre şekillendi. Ancak profesyonelleşmeden söz etmek için hala çok erkendi. Parçalı lojistik yapı bile yeni oluşum aşamasın-daydı. Ulusal ekonomiler dışa açılma eğilimine yeni girdiklerinden kısa mesafeli taşıma ve küçük ölçekli depolama gibi daha dar kapsamlı lojistik uygulamalar bu dönem için yeterliydi. Bu dönemde yaşanan Birinci Dünya Savaşı daha ziyade statik cephe savaşı şeklinde icra edildiğinden çok karmaşık askeri lojistik uygulamalardan söz etmek doğru değildir. Çanakkale muharebelerinde Kraliyet donanması ile birlikte müttefik donanmasının deniz aşırı operasyonların lojistik desteğinden bahsetmek belki yeterli olabilir. Tarihimizde karanlık bir sayfa olarak duran yanlış harekât planlamasının neden olduğu kadar yetersiz lojistik destek5 yüzünden de Sarıkamış faciasında donarak şehit olan 90 bin neferimiz bu dönem için verilecek maalesef kötü örnekler arasındadır.* Önemli kırılma noktalarından birinin de İkinci Dünya Savaşı olduğuna değinmiştik, ikinci Dünya Savaşı sonrası yapılanmada artık iki kutuplu sistem ve ekonomik seçimlerini farklı biçimlerde yapan ülkelerin sistem savaşı vardı. Bu sistemde bugünkü modern lojistik yapılanmanın temelleri atıldı, Savaş sırasında askeri alandan başlayarak ivmelenen ve bütün sektörlere yayılan çok önemli gelişmeler yaşandı. Her şeyden örıce İkinci Dünya Savaşında ilk kez savaş alanlarına panzer tümenlerini sokan Alman ordusu saat veya gün olarak ifade edilebilecek çok kısa sürelerde Avrupa'da önemli işgallere imza attı. Bu dinamik askeri doktrin yepyeni bir lojistik destek yapılanmayı beraberinde getirmişti. Ama aynı Alman ordusu, Rusya'da şehir kuşatmalarındaki yanlış planlaması nedeni ile savaşta çok önemli kayıplar verdi, sonun başlangıcını yaşadı. Bu dönemde ulusal sınırların çok ötesindeki ülkeler için üretim yapılabildiğinden artık modern lojistik uygulamalar sivil sektörde de görülmeye başlandı. Bu destekten yoksun ulus devletler diğerlerine göre daha geride kalmaya başladı. İkinci Dünya Savaşında, ABD tarafından atılan iki atom bombası ile ancak durdurulabilen Japonya, savaştan büyük kayıplarla çıkmasına rağmen, çok kısa sürede önemli atılımlar yaptı. Denizde seyahat halinde iken montaj yapabilen ve yüzen fabrika olarak adlandırılan gemilere yüklediği hammaddeleri gittiği limanda otomobil halinde teslim eden ilginç sistemler benzeri yeni oluşumlar geliştiren Japonya eski gücüne çok kısa sürede tekrar kavuştu. İki kutuplu sistemde yaşanan çok boyutlu soğuk savaşın, 89'da Berlin duvarının yıkılması ile son bulduğuna değinmiştik. Kapitalist sistemin dikte ettiği sermayenin tamamen kontrol ettiği tek kutuplu siyasi yapı acımasız rekabeti de beraberinde getirdi. Artık bu yapıda var olabilmek en az maliyetli lojistik çözümlerle mümkündü. Bu yüzden lojistik yapıda çok hızlı bir profesyonelleşme süreci başladı. Post-Modern lojistik uygulamalara imza atabilecek yeni bir lojistik yapı oluşmaya başladı. |
| Ankara ilimizde kusursuz evden eve nakliyat -ankara nakliyat - ankara evden eve nakliyat hizmetleri sorunsuz ve ekonomik vermekteyiz |